Make your own free website on Tripod.com

 

ISLAM HAKKINDA BILGILER


Müslümanlar, dünya nüfusunun dörtte birini olusturmaktadirlar. Islâmîyet bugün artik bes kitaya yayilmis vaziyettedir. Islâm Dininin Dünya Medeniyetine çok büyük katkilari olmustur. Islâm'i çesitli yönleriyle tanimak için bu dini çesitli yönleriyle tanitan muteber eserlere müracaat etmek gerekir. Bu küçük brosürde amaçlanan ise, Islâm Dininin itikat ibadet ve ahlak esaslariyla ilgili çok özet bilgiler sunarak bir ön fikir vermektir.


Islâm: "Islâm", Arapça bir kelimedir. Kökü "baris" anlamina gelen "silm (selm)" kelimesine dayanir. Sözlükte itaat etme, boyun egme anlamina gelir. Herhangi bir zorlama olmaksizin gönülden ve içtenlikle Allah’a itaat etmek, O’na teslim olmak, emir ve yasaklarina kayitsiz sartsiz boyun egmek demektir. 


Islâm, Yüce Allah’in son Peygamber Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla bildirdigi O’nun da insanlara ulastirdigi seylerin tümünü kabul ederek onlari yasamak, sözleri ve isleriyle onlari kabul ettigini göstermek, Allh’a ve Rasulüne itaat etmektir. 


Müslüman: Islâm Dininin kurallarina uyan, Islâm'in kurallarini hayata geçiren kimsedir. 


Iman: Sözlük anlami dogrulamak tasdik etmek bir seye tereddütsüz ve kesin olarak yürekten inanmak anlamina gelen iman, Islâmî bir deyim olarak Allah’a ve Hz. Muhammad’in Allah tarafindan haber verdigi kesin olarak belli olan seylerin dogru olduguna tereddütsüz inanmaktir. 


Imanin Esaslari: Peygamberimiz Hz.Muhammed; imanin ne demek oldugunu sorana: 


Iman, Allah’tan baska tanri olmadigina, Muhammed’in Allah’in kulu ve elçisi olduguna, 


Allah’in meleklerine,


Kitaplarina,


Peygamberlerine, 


Ahiret gününe, 


Kadere (Hayir ve ser her seyin Allah’in takdiri ve yaratmasiyla olduguna) inanmaktir" seklinde cevap vermistir. Peygamberimizin bu sözü, Islam’daki inanç temellerini göstermektedir. Simdi bunlara kisaca deginelim. 


1. Allah’a Iman: Allah’in varligini, birligini, ezeli ve ebedi oldugunu, yani varliginin bir baslangici olmadigini ve ebediyken sona ermeyecegini, esinin, benzerinin, ortaginin, oglunun, kizinin olmadigini; varligi kendinden olup varligi için bir baska seye muhtaç olmadigini, yaratilmis olan seylerden hiç birine benzemedigini, dolayisiyla düsündüklerimizden ve hayalimize gelen seylerin hepsinden baska oldugunu; her seyi bildigini, herseyi gördügünü, her seyi isittigini, duydugunu, her seye gücünün yettigini, her seyi yaratanin O oldugunu ..Kisacasi, her türlü eksiklikten uzak oldu?unu ve her türlü eksiksizlik özelligine sahip oldugunu kabul etmek ve buna yürekten, tereddütsüz bir sekilde inanmak; ergenlik çagina ulasmis her akil sahibine farzdir. 


2. Meleklere Iman: Allah’in yarattigi seyler, gözümüzle gördüklerimizden ibaret degildir. Göremedigimiz ve hakikatlerini bilemedigimiz ruhani ve nurani varliklar da vardir. Meleklerde bunlardandir. meleklerin varligini peygamberler ve ilahi kitaplar haber vermektedir. Bu sebeple onlari inkar etmek , Peygamberleri inkar etmek gibidir. 


Melekler yaratilisi, insanlarinkine benzemez. Onlarda yeme, içme, erkeklik, disilik gibi özellikler yoktur. Günah islemezler, Allah’in kendilerine verdigi görevleri yaparlar. Sayilarini Allah’tan baska kimse bilmez. 


3. Kitaplara Iman: Allah, insanlara dogru yolu göstermek, onlari dünya ve ahirette mutlu kilacak ilkeleri bildirmek, akillariyla cevaplarini bulmalari imkansiz bazi konularda onlari aydinlatmak üzere Peygamberler göndermistir. Bu peygamberlerden bazilarina insanlara teblig edilmek üzere yol gösterici kitaplar indirilmistir. Allah Teâlânin Kitap göndermesi, sahifeler halinde baslamistir.Ilk sahifeler, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’e gönderilmistir. Sayilari henüz son derece sinirli olan, hayatlari ve iliskileri henüz kompleks hale gelmemis o zamanin toplumlarinin ihtiyacinin görülmesinde bu sahifeler yeterli olmaktaydi. 


Peygamberlerin getirdigi esaslarla ve bu esaslarin Isiginda insan aklinin faaliyetleriyle uygarlik ilerledikçe, insanlarin hayat ve iliskileri daha kompleks hale geldikçe Allah Teâlâ da daha kapsamli sahifeler ve kitaplar göndermistir. Ilahi kitaplar son kitap Kur’an-i Kerim’le zirveye ulasmis ve Kur’an-i Kerim ilahi korumaya alinmistir. Artik bundan sonra ilahi kitap gelmeyecek ve Kur’an-i Kerim kiyamete kadar insanligin rehberi olacaktir. Tevrat Hz. Musa’ya, Zebur Hz. Davut’a, Incil Hz. Isa’ya indirilen büyük kitaplardir. 


Müslüman, Allah tarafindan Peygamberlere indirilen kitaplarin hepsine inanir. Ancak bu kitaplardan, Allah’in indirdigi gibi hiç bir harfi bile degismeden günümüze kadar ulasan yegane ilahi kitap, sadece Kur’an-i Kerim’dir. Digerleri ise ya tamamen kaybolmus veya insanlar tarafindan degistirilmis; böylece asli sekillerini kaybetmislerdir. Bu yüzden bugün Kur’an-i Kerim’in disinda elde mevcut bulunan diger ilahi kitaplarda yer alan sözlerden hangilerinin Allah’a ait oldugu, hangilerinin ise insanlar tarafindan bu kitaplara sokuldugunu ayirdetmek mümkün degildir. 


Zaten Kur’an-i Kerim indirildikten sonra ilahi kitaplara ihtiyaç kalmamistir. Artik onlarin hükmü sona ermistir. Çünkü, yukari da da belirttigimiz gibi Kur’an-i Kerim, diger kitaplarinda ihtiva ettigi Allah’in birligine Peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, ahiret gününe iman; canin, malin, neslin, aklin ve dinin korunmasi gibi hak dinin temel esaslarini yeniden ve en mükemmel bir sekilde ortaya koymus, daha önceki kitaplarda da yer alan gerçekleri tasdik etmis, tahrif edilen hususlarin dogrusunu açiklamistir. 


4. Peygamberlere Iman: Yüce Allah, insanlara kendi içlerinden seçtigi son derece yetkin insanlar araciligiyla dinini bildirmistir. Bu kimselere "peygamber" denir ki Allah ile kullari arasinda bir elçi demektir.


Peygamberlik, Allah’in insanlardan diledigine verdigi bir görevdir. Çalismakla elde edilmez. Ilk Peygamber Hz. Adem son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) dir. Bu ikisinin arasinda pek çok peygamber gelip geçmistir. Sayilarini Allah’tan baska kimse bilmez. Bunlardan bir kisminin adi Kur’an’da geçmektedir. Her millete kendi diliyle konusan peygamberler gönderilmistir. 


Peygamberler de insandir. Bu bakimdan yeme, içme,uyuma, dinlenme,evlenme, hastalanma gibi beseri hususlarda diger insanlarla aralarinda bir fark yoktur. Bunlar peygamberler için bir eksiklik degildir. Ancak hepsinde mutlaka bulunmasi gereken ortak nitelikler sunlardir. Sidk (dogruluk), emanet (güvenilir olma), fetanet (çok zeki ve akilli olmak), teblig (bildirmekle yükümlü bulunduklari hükümleri insanlara anlatmak). Peygamberlerin , peygamberligini insanlara anlatmak için Allah kendilerine mucizeler vermistir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’e de böyle pek çok mucize verilmistir. Fakat O’nun en büyük ve sürekli mucizesi, hiç süphesiz ki Kur’an’dir. 


5. Ahiret Gününe Iman: Allah’tan baska hiç bir varlik kadim ve ezeli degildir. Hepsi de Allah’in yaratmasiyla sonradan meydana gelmistir. Sonradan yaratilan seylerin bir de sonu vardir. Çünkü Allah’tan baska hiç bir sey ebedi ve baki degildir. Dünyanin da sonunun gelip düzeninin alt üst olmasindan yani Kiyametin kopmasindan sonra Allah’in emriyle bütün canlilar tekrar diriltilecektir. Buna öldükten sonra tekrar dirilme denir. Insanlar dünyada yaptiklari seylerden sorguya çekilecek, hakli haksiz ayirt edilecek, kimin kimde hakki varsa alinacak, herkes dünyada yaptigi iyilik ve kötülügün karsiligini mutlaka görecektir. Iste bütün bunlara inanmak da iman esaslarindandir. 


6. Kadere Inanmak: (Hayir ve Ser; her seyin Allah’in takdiri ve yaratmasiyla olduguna) inanmak. Kader, Allah Teâlânin, ezelden ebede kadar olacak her seyi en ince ayrintilariyla bilip takdir etmesidir.Allah kullarina hayri da serri de serbestçe seçebilecegi bir irade vermistir. Insan iyiligi veya kötülügü kendi seçer. Onun seçtigini de Allah yaratir. Ancak, Allah Teâlâ, kulun kötülügü seçmesine razi degildir. Bu yüzden kullar kendi seçimlerine göre karsilik göreceklerdir. Iste, hayir ve ser her seyin Allah’in yaratmasiyla meydana gelmesinin anlami budur. Buna da inanmak iman esaslarindandir. 


Ibadetler: 


Namaz: Namaz, müslümanin günlük ibadetidir. Iman ettikten sonra müslümanin, yerine getirmekle yükümlü bulundugu farzlarin basinda gelir. Namaz, insani kötülüklerden uzaklastirir, manen olgunlasmasini saglar, ruhi melekelerini gelistirir, günahlardan arindirarak manevi huzura kavusmasini temin eder. Allah’a manen yakinlasmanin en önemli vasitalarindan biri olan namaz, Allah’in rizasini kazandirir. Günde münferit olarak veya cemaatle bes defa kilinan namaz, insana daima Allah’i hatirlatir. Müslüman, safak vakti kalkar ve ilk önce sabah namazini kilmak suretiyle Allah’i anarak güne baslar, gün ortasinda ögle namaziyla yine O’na yönelir, dünya mesgalelerinin kendisini iyice yordugu bir vakitte ikindi namaziyla yaraticisini unutmadigini gösterir, aksam namaziyla Allah’la olan ahdini yenileyerek gününü bitirir ve nihayet uykuya yatmadan önce tekrar Allah’in huzuruna durmak suretiyle O’nun yardimini dilemeyi unutmaz. Cuma günleri cemaatla kilinan Cuma namazi ile yilda iki defa dini bayram günlerinde kilinan bayram namazlari, müslümanlara, hep birlikte Allah’in huzuruna durma imkani verir. Böylece müslüman, bir taraftan dünyadaki islerini yürütürken öbür taraftan yaraticisiyla irtibatini asla kesmez, O’ndan uzaklasmaz, dünya ahiret dengesini saglamis olur. 


Abdest: Namaz kilabilmek için abdest almak sarttir. Abdest, yüzü dirseklerle beraber elleri yikamak, islak elle basi mesh etmek, topuklarla beraber ayaklari yikamaktir. Aslinda manevi bir temizlik olan abdestin maddi temizlik açisindan da büyük faydalari vardir. 


Gusül: Gusül, agiz ve burnun içi dahil hiç kuru yer kalmamak üzere tepeden tirnaga vücudun her tarafini yikamaktir. Cinsel iliskide bulunmus olanlarin, adet ve lohusalik halleri sona ermis bulunan hanimlarin gusül yapmalari gerekir. Ayrica en az haftada bir defa her müslümanin yikanmasi dini bir tavsiyedir. Islâm dini, temizlige büyük bir önem vermistir. Peygamberimiz: "Temizlik imanin yarisidir." buyurmustur. 


Müslümanin her seyiyle tertemiz olmasi, dini görevlerindendir. Bedenin, elbisesinin, oturup kalktigi ve ibadet ettigi yerlerin, yiyip içtigi seylerin temiz olmasi gerekir.


Oruç: Niyet ederek tan yerinin agarmaya baslamasindan aksam günes batincaya kadar yeme içme ve cinsel iliskiden uzak durmak suretiyle tutulan orucun dinî ahlakî, sosyal ve sihhî bir çok yararlari vardir. 


Oruç tutan kimse sabretme, sikintilara gögüs germe, açliga susuzluga dayanma ve nefse hakim olma melekesi kazanir. Fakirlik ve yoksullugun ne demek oldugunu daha iyi anlar. Bunun sonucu olarak, sefkat, merhamet, baskalarina yardim etme ve insanlara faydali olma gibi yüce duygular kazanir. Elindeki nimetlerin kadrini bilir, israftan sakinmayi ögrenir. 


Insanin manen yükselmesini saglayan oruç, kisinin iradesini güçlendirir, baskalarina karsi, sevgi, merhamet ve yardim hislerinin gelismesini temin eder. 


Akil sahibi ve erginlik cagina gelmis her saglikli müslümanin tutmak zorunda oldugu oruç, bir aydir kamerî aylardan Ramazan ayinda tutulur. 


Zekat: Zekat, dinen zengin sayilan erginlik cagina gelmis akil sahibi müslümanlarin, mallarinin belli bir miktarini ki genellikle % 2,5 diger bir ifade ile kirktabirini seneden seneye fakir müslümanlara vermesidir. 


Zekat, sözlükte temizlik ve artma anlamlarina gelir. Çünkü günahlardan temizlenmeye ve malin bereketlenmesine vesiledir. 


Islâm, yoksula yardimi kisinin istegine birakmayarak zengin olan herkesin zekat vermesini zorunlu kilmistir. Çünkü zekat, Allah’in zenginlere ihsan ettigi malda, fakirlerin hakkidir. 


Zekat, Allah’in rizasini kazandiran, kisinin anlayisinda, malin, araç olmaktan çikarak amaç haline gelmesini önleyen, insanda baskalarini düsünme, merhamet ve iyilik gibi güzel duygulari gelistiren ve toplumsal barisi saglayan bir ibadettir. 


Hac: Islâm’in esaslarindan biri olan Hac, hac günlerinde Kabe’yi ve etrafindaki bazi kutsal yerleri usûlüne göre ziyaret ederek buralarda yapilmasi gerekenleri yerine getirmektir. Gücü yeten her müslümana ömründe bir defa hac yapmak farzdir. 


Hac; her yil, dilleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri farkli, fakat hedef ve gayeleri ayni milyonlarca müslümanin bir arada, hep birden ibadet edip Allah’a yönelmelerini, birbirleri ile tanisip kaynasmalarini, müslümanlarin dertlerini görüsüp ortak çareler üzerinde düsünmelerini saglar. 


Hac ibadeti esnasinda günlük giysilerinden soyunup ihrama giren müslümanlar, zenginlikle böbürlenmemeyi, insanlar arasindaki esitligi, ölümü ve öldükten sonra dirilisi unutmamayi fiilen yasar ve ögrenirler. 


Ihramli için konulan yasaklar, hiç kimseye, hatta haserelere bile zarar vermeme, yaratiklara sefkat ve merhamet, zorluklara sabretme melekesi kazandirir. Böylece Hac farizasini eda eden kimseler, Allah’a kulluk vazifelerini ifa etmis olduklari gibi çevresindekilere yararli olma, hiç degilse zarar vermeme aliskanligi kazanmis olur. 



[ ISLAM'A GIRIS ]


Islâm’a giris, imanla gerçeklesir. Iman, Allah Teâlânin Hz.Muhammed'e indirdigi, o'nun da insanlara teblig ettigi kesin olarak belli olan seylerin tümüne tereddütsüz inanmak ve onaylamaktir. Imanin temelini, iste bu kabul ve onaylama olusturur. 


Müslüman olmak isteyen kisi bu kabul ve tasdikini "Sehadet ederim ki, Allah’tan baska tanri yoktur ve yine sehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" mealindeki "Eshedü en la ilahe illallah ve eshedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh" cümlesiyle açiklar. Bu cümleye "Kelime-i Sehadet" denir. 


Iman, bilerek, isteyerek benimseyerek inanmaktir. Bir kimse kalben inanmadigi halde diliyle bu cümleyi söylese iman etmis olmaz. Kelime-i sehadeti söyleyen kimse, son ilahi kitap Kur'an-i Kerim'i bütünüyle benimsemis ve Allah’in son peygamber Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla bildirdigi, Onun da insanlara teblig ettigi her seyi tamamen kabul etmis demektir. Bu sebeple Allah’in varligina ve birligine imanin yaninda; meleklerin varligina Allah’in gönderdigi kitaplarin gerçek olduguna, peygamberlere, Ahiret gününe her seyin Allah’in takdiriyle meydana geldigine, kisacasi Kur'an-i Kerim'in ve peygamberimiz Hz. Muhammed'in kesin ve net olarak bildirdigi seylerin hepsine inanmak imanin sartidir. "Kelime-i Sehadet" bütün bunlari topluca kabul ve tasdik etmeyi ifade eden bir anahtar cümledir. Bu yüzden Kelime-i Sehadet, Islâm’a giris sözlesmesi yapmak gibidir. Bu sözlesmeyi yapan insan, Allah'a büyük bir söz vermis, O'nun emirlerini tereddütsüz bir sekilde kabul edip yerine getirmeyi,yasaklarindan kaçinmayi benimsemis olmaktadir. 


Kelime-i Sehadeti söyleyerek yaptigimiz sözlesmeye bütün mahlukat sahit oluyor. Sayet bu sözlesmeyi bozarsak, sözümüzden döndügümüze sahit olan veya bu sözlesmeye aykiri hareket ettigimize tanik olan yeryüzündeki ve gökyüzündeki her sey Allah’in huzurunda aleyhimize sahitlik edecektir. 


Ayrica, bu sözlesme ile müslüman toplumun bir ferdi haline gelmis oluyoruz. Müslümanlarla evlenme, zekat alma, verme, müslümanlarla her türlü dayanisma bu sözlesmenin kapsamina girmektedir. 


Iman etmek için kimse zorlanamaz. Islâm’a girmek isteyen kendi istegiyle girer. Iman etmeden önce arastirma yapilabilir, kafada olusan her türlü tereddüt ve süphenin cevabi aranabilir. Ancak iman ettikten sonra iyi bir mümin, iyi bir müslüman olabilmek için kalpten her türlü tereddüdü söküp atmak gerekir. Çünkü imanla tereddüt bir arada olmaz. Bu yüzden iman, insanin kalbinin derinliklerine öylesine kök salmali ki onu Islâm’a aykiri davranislardan alikoymali, onun zihniyetinin, ahlakinin ve davranislarinin Islâm’a göre sekillenmesine imkan vermeli. 


Islâm’a girmek için herhangi bir araciya ihtiyaç yoktur. Bir kimse yukarida belirttigimiz hususlara inanmak suretiyle kendiliginden Islâm’a girebilir.Bu hususta baskalari kendisine ancak bilgi vererek yardimci olabilirler. Islâm’a giren kimse kendisine, tam bir inanç berrakligi kazandiracak kaynaga ulasmis olmaktadir. Böylece önemli bir inanç degisiminden sonra ilk firsatta bir de gusül (boy abdesti) alinmalidir. Gusül ilerde tarif edilecektir.